261 kişi kendisini tutuyor, 11 arkadaşı var.
|
|
galatasaray3533 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
edebiyat2844 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
kadın1669 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
şiir1415 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
siyaset1146 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
marksist idman yurdu896 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
radio left167 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
Susam Sokağı785 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
gerçeksevgiyedeğerverenler140 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
devrimci yol124 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
"...Önce 12 Eylülde sıkıyönetim mahkemelerinde görev yapmış bir savcı/insan açıkladı: Bir sanık olayda silah kullandığına dair delil bulunmamasına karşın idama mahkûm edilmişti.
Karar o günün koşullarında iki ay gibi bir süre içerisinde onaylanarak infaz edilmişti. Adı Veysel Güney‘di.
İdama götürülürken ailesiyle doğru dürüst görüştürülmemiş. Ağabeyiyle konuşmalarından dolayı kardeşini gözaltına almışlar. Son isteği üzerine gönderdiği mektup ve eşyaları ailesine teslim edilmemiş. Mezarının yerini de bildirmemişler. 78‘li arkadaşları tarafından bulununcaya kadar, Mezarının nerde olduğu da bilinmiyormuş."
"...Evet, böyle bir ülkede yaşıyoruz biz. Bu ülkenin en güzel insanlarını diri diri yakabiliyorlar. Delilsiz, mesnetsiz asıyorlar insanı. Sonra, kimselere söylemeden, kimsesizler mezarlığına gömüyorlar. Kimse, hiçbir sorumlu ortaya çıkıp bir şey söyleyemiyor. Hiç kimse hesap vermeye gerek görmüyor.
Öyle mi sanıyorsunuz? Unutulup gider mi sanıyorsunuz? Göreceksiniz! Kimsesiz sandığınız insanların arkasındaki on binleri göreceksiniz. Şimdi kendinizi alkışlattığınız okullarda, marifetlerinizin "işte 12 Eylül, İşte Faşizm" diye okutulduğunu da, göreceksiniz!"
Oğuzhan MÜFTÜOĞLU
"...Lafı uzatmayayım. En iyisi burada birkaç yıl önce Refleks dergisinde gençler için yazdıklarımı tekrarlayayım:
Yaşasın kahrolsun dememek
Kahrolsun yaşasın dememek
Kahrolsun ve Yaşasın en sevdikleri iki kelimedir devrimci genç insanların. Bu iki kelimeyi ağız dolusu sadece onlar söyleyebilir. Bu iki kelimeyle sadece onlar İyileri ve Kötüleri tasnif edebilir. Kahrolsunları ve Yaşasınları genç insanların, bir slogandan öte hayat diyalektiğidir; hiçbir yaşı geçkinin kabul edemediği..."
"...Doğrularını doğursun diye yanılgıları: Başlangıçta bir avuç bile olsalar devrimci genç insanlar, her daim gençlik aşısı yapmayı mutlaka göze alırlar. Çünkü aşk ve devrim diyalektiğinde diğer gençler de bir güzel aşılanırlar. Bütün gençler diyalektik aşı olunca ne olur? Toplum genç olur, genç toplum devrime aşık olur. Pek de iyi olur. Yumruklu ve Yıldızlı pekiyi olur.."
Melih PEKDEMİR
"Bankacılıkta ‘Minsky anı" diye bir deyim var. Yani insanların kafasına bir şeylerin dank ettiği, tehlikenin kapıda olduğu algılamasının yaygınlaştığı bir andır. İnsanların ekonominin üzeride kara bulutlar olduğuna ilişkin kanıları pekişmeye başlar. Öyle bir andayız. Şimdi insanların kafasına bir şeyler dank ettiği bir döneme geçilebilir. Amerikan ekonomisinin çatırdadığı 1929 bunalımının sonrasından beri görülmeyen ölçüde faizler düştü. İnsanlar paralarını fonlara emanet etmiyor. Zamanla bankalara da emanet etmemeye başlayabilirler, böyle bir ihtimal var. Kısa vadeli tasarrufların yatırıldığı fonlara güven azaldı, tasarruf sahipleri paralarını çekmeye başladı. Bazı iflaslar da bu nedenle oldu. Henüz tasarruf sahiplerinin bankalara koşup paralarının güvencesini sorguladığı bir aşamaya gelinmedi. İnsanların mevduatlarını çekmek istemeleri noktasına gelinirse, bu kapitalizmin kıyamet gününün geldiği anlamına da gelir."
Hayri KOZANOĞLU
"Biz operasyonun çerçevesini ana hatlarıyla nasıl değerlendirdiğimizi anlatıyoruz. Ve süreci ‘demokratikleşme' olarak algılayan solcu dostlarımıza şunu soruyoruz:
1. Bu sürecin gerisinde başta ABD ve onun gizli servisleri olmak üzere Türkiye'yi kendi stratejik çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn etmek isteyen, bu bağlamda liberal-islamcı bir siyasi çizgiyi (buna ‘ılımlı islam' gibi saçmasapan sıfatlar yakıştıranlar da var) hakim kılmaya çalışan emperyalist güçlerin dahli yok mu?
2. İçinden geldiği geleneğe, kadrolarının tıynetine ve politik tutumlarına şöyle bir baktıktan sonra... AKP'nin kendi siyasi hegemonyasını tesis etmekte engel teşkil eden güçleri geriletme, mümkünse tasfiye etmenin ötesinde bir demokrasi perspektifi olduğunu mu düşünüyorsunuz?
3. Türkiye'de özellikle Fethullahçı kadrolara dayanarak AKP'ye bağlı polis merkezli bir silahlı otoritenin her gün biraz daha güç ve dokunulmazlık kazandığı yanlış mı?
İlk soruya "hayır", ikinci ve üçüncüsüne "evet" diyorsanız bu konuşma zaten bitmiştir. Biz artık başka dünyaların insanlarıyız!"
Adnan BOSTANCIOĞLU